12/5/2009 - Kör Körebe

Asılı kaldığın çukurlarda boyunca ah'tan doğrulup biraz,
Ekmek doğramak huzura.
Ve çala kaşık doyurmak yüreğini,
Ellerini kuşların kanadına değdirip,
sımsıkı sarınmak göğe
İmkansızdır!
dilenirken kapıda hüzün, "içeri al! al! beni" diye.
ve ardından gece çöreklenir üzerine!
siyahı giyinir girift gölgeler
Sesler ağırlaşır..
Düş kırılır!
Tersine döner işleri dünyanın!
Masumluğuna katran karası rengi bulaşır kalır günahın..
Karanlığı adımlayıp ezber etme vaktidir yine
Gecenin bağrı açık
Esip durur koynuna yığın yığın günah..
Münafık gölgeler oynaşır duvarlarda!
Bir mücrim sıyırıp yakasını gecenin zifirinden
Kapıdan sızan ışığı yudumlar.
Tadımlık düşlerin sancılı uyanışlarından sonra
Göz çukurlarında derin bir cinnet lekesi
ve saçlarında tozlu intihar kokusu..
Ağlamayı dener çoğu kez
Bir çocuk bağdaş kurar göğsüne..
Soğuk ve kaskatı
İki nefes arası keskin bıçak sırtı!
Ağlayamaz!
Bir günahın elleridir sarılan yakasına!.
Bir utancın elleridir boğan!..
Çığlıkları enkazını duyurur da içine,
sorar durur başka yok mudur duyan!
Bir yangının koynuna düşer gider aklı
Eli yüreğini aklayamaz!
Elinde kalan ömür defterinin gri bulanık sayfalarıdır artık !
Değişmez senaryo
Hem kördür o, hem ebe
Anlamıştır artık
Kaderi hep körebe oynamaktır gecenin zifiriyle..
mayıs 2009
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/4/2009 - Sayıklamalar...
Kederin aksi en koyu rengiyle gülümsüyor acıyan yanlarıma… Vakit dar, yarım/ı geçmiş akrep .. Yarı/mı da savurup götürmüş gece.. Uyumam gerek biliyorum, Uyutup şu uykusuzluğu Doğrulup biraz düşüncelerimden.. Unutarak her şeyi…
Peki nasıl anlatayım bunu?
Uyku nedir bilmeyen gözlerime Geceyi taksim ediyoruz … Sen biraz uyusan,
Ben sonra düşünsem?… Sonra ağlasan olur mu? Şimdi biraz uyu! Bak sabaha daha çok karanlık var!…
Şiir olmak istiyor sözlerim..
Hani yüzünü dökmek biraz… Kanaması ellerin..
Dağınık, yarıya kadar okunmuş,
Öylece kalmış kitaplarıma takılıyor sonra gözlerim.. Ne çok -ben- her biri diyorum… Ne kadar ıssız, Ne fena Yarım ve sessiz…
Artık, dilime pelesenk olmuş sözlerimi ufalayarak ağzımda..
Genzime takılan heceleri yutuyorum..
İsyan sözleri etmek istiyor içim
Dilim yanıyor Günah! Canımı acıtır, biliyorum
Yitirdiğim ne çok şey var..
Ne çok özlediğim.. Sus sen! Ortaya dökme dilim.. Gönlüm uyanır, korkuyorum
Ruhumun insan olan yanları seyriyor..
Çok fena.. Özü, benliği, kimsesizliği.. Titriyor içim.. Uyuşup kalmışım ömrün en çıplak yerinde.. Yine erbain doğmuş… Gece üstümden kaymış, Üşüyorum! Dua getirdim sızımca Kucak kucak Ne olur onlarla ört üstümü Allahım!
15 Nisan 2009
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/1/2009 -

Artık güneş eskisi gibi doğmuyor melâl .. Gökler bulanmış ağıt rengine.. Körpe karanfiller ölüyor uzaklarda, Çığlıklarını (d)uyuyor musun ? Canımdan can gidiyor, Soluğumdan nefes, Dermanı kaçıyor yüreğimin, Sözler, çırpınıyor dilimde melâl! Bir inşirah mühürleyip dilime.. Susuyorum! Savuruyorum içimde biriken öfkemi, Çürümüş vicdanlara, Kokuşmuş insanlığa! Dualar doluşuyor ellerime, Dupduru bir hüzünle, Secdelere gömüp başımı Aminlerce ağlıyorum.. Keskin bir ah haykırıyor öteler.. Ölümler yağıyor durmaksızın, Nicedir melekler uçuşuyor göklere! Acı kusuyor yer ve gök! Deli ağıtlar yükseliyor. Yüreğimi sağır edercesine! Kimseler duymuyor melâl. Kimseler duymuyor.!. Aklım almıyor artık, İçim paramparça, İçim kanrevan, Yüreğim almıyor artık.. Yüreğim ağrıyor.. Yüreğim ağlıyor.. Yüreğim melâl!… On Ocak 2009
|
|
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
3/11/2008 - Melâl'e / Hiçlik Risâlesi

Kundaklandı yüreğim, dil vurgunu dikenli seslerle Bir vâveyla düştü ellerime sadaka niyetine Melâl! Şimdi risâlesini istiyorlar hiçliğimin.. Çok -sus- acıdın! Bir -sus- konuş ! Bilmiyorlar sızımı dürttüklerini Melâl. Bilmiyorlar, battığını kelimelerin içime.. Oysa canıma kastediyor sustuğum her bir hece.. Yolcusu yitik, çıkmaz bir yolda kurban oldum ben Melâl Aransa bulunmaz silüetim. Saçlarıma zifiri rüzgârlar değdi.. Kayıptır gölgesi ellerimin Melâl!… Avuntudur libasım, Yüreğime eğreti, ateşten bir avuntu!… Namusuna hâlel gelmez bir yalnızlık, alnıma yazgılanan Nişangâhı iki damla yas..! ve hep gece, Şakağımdan süzülen koyu bir ahla boyanan.. Dilimdeki ezberleri, bilmezdim önceleri.. Ne çok körpeydim acıya Melâl , İçime ağan sızıya ne kadar çöl… Ateşlere uzanmış meğer, Tutunamadı, Yan(ıl)dı körpe ellerim! Bu yüzdendir Melâl, kavrukluğu yüreğimin!.. Artık ellerimi dualara veresim var … Gömülüp secdelere ağlayasım.. Aminlerce sus-asım var Melâl!.. Şimdi gökyüzü ağlar bîçâreliğime.. Kuşlar uğramaz tenhalarıma Melâl! Hangi duvara yaslasam başımı Yıkık bir harabe gibi kalırım.. Zehirdir suyun tadı bende.. İklimlerin yoktur baharı.. Kış ortası açan çiçekler gibiyim Melâl! Senden öte kimseler ilişmez ıssızlığıma. Kimseler seslenmez kuyularıma. Sızlar savunmasız kırgınlıklarım, Kanar avuçlarım… Hadi ellerinle sarmala kırıklarımı.. Merheminden sür dilime, Duala beni Melâl! Sesime sarayım seni, soluğuma.. Saçlarıma dolan, Düşme gözlerimden Asıl kirpiklerime! Saklan! Saklan, kimseler görmesin seni Melâl!… Elem / 3 kasım 2008/..
|
|
Yorum (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/10/2008 - Gece Melâli

Gece! Katran karası ellerini çek üzerimden! Değme! İniltilerini sus! Sus gece! Sıra bende!..
Ayazlarda kalemi kana bulama vaktidir. İçimi parçalarcasına, İçimin sızısına çığlık çığlığa susmalı şimdi!
Gece melâlinde yâr… Ahım sığmazken içime Söyle! Sen hangi yastıklarda susturursun ağlamalarını ?! İçinin sızısını hangi duayla dindirirsin? Canın yaprak yaprak dökülür bilirim, güneş görsede suretin..
Sesine ayrılık kaçtığından beri susmak en asil sözdü senin lügatinde. Bense dökülendim ardına.. Ardında dağıttığın harfleri toplayandım, bir usta çabukluğunda.. Yokluğunda hepi topu cılız sesli bir avuntuydu, dinleyip inandığım… Tutunup kalktığım, asıldığım bir avuç duaydı..
Sustun! Sevinçleri düşürdüm yırtılan ceplerimden.. Yaşamaktan çevirdim yüzümü, İnine çekildi deli düşlerim Bu şehre yüzümü döktüm pencerelerden.. Kimseler görmedi.. Susarak ağladım en çok!... Ve ellerimi kanatırcasına yazdım!… Sen yoktun Sızımı savurdum rüzgarlara.. Koyu bir hüzne dağıttım saçlarımı, Toplayamadım.. Usul usul salındı hüzün Ellerini gözlerimde gezdirdi.. ve yokluğunda adıma en çok HÜZÜN dendi !
Ellerim vardı kırılgan,kanlı,ürkek ellerim! Ahu efgânlarımda bir onlar yoldaştı bana bir de sesim.. Tutunamadım göğüne! Uzanamadım!.. Asılı kaldım uçurumlarında.. Çıkmazlarında yollarımı şaşırdım.. Bak ellerime! Parmak uçlarımda tadımlık sevinçlerim.. Kulaklarımı tırmalarcasına sâlâsını duyuyorum benliğimin... Bilir misin ki kaç SEN geceyle dilimlendi içim?. Yâr! bilebilir misin? Ömrümce kaç zindanla doldu gözlerim?! Kaç sızı oturdu gamzelerine yüreğin?
Seslenmek ırağına, bir yudum söz beklemek alfabenden, faydasız artık bilirim! Bilirim, Yine kendime döner çığlık çığlığa sesim… Belki de harfleri yutmalıyım dudağımda.. Yakmalıyım şiirleri, Ateşe vermeliyim!.. Gel o zaman, gülüşünü al rüzgardan artık deli yâr!.. Sızıma değmesin!.. Ben geceden döndüm yüzümü.. El verdim suskuya ve duaya.. Söyle geceye, ne olur.. Ne olur ardım sıra gelmesin! Yoruldum artık! Yeter!… Bana Aşk’tan söyletmesin..!
İçime konuşma vaktidir şimdi…
…
Bozguna uğrasın harfler.. En ırağıma gitsin…. 9 ekim 2008
|
|
Yorum (14) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hüzün üstadımdır benim,külrengi yazmayı ve gri bir sesle şiir söylemeyi elinde öğrendiğim...
hüzün sarayında bir garip sultan
Kategoriler
KALEM SAHİPLERİ
sukru soylu bilal can Blogcu Yardım umiddemir alperen özdemir yarenlice griya esrariask seeheryeeli zellankadef hisyolu sukutuvaveyla olmayanulke derintarih hasrettetutsak sukutuhazan sahruud visaleozlem zaferdergisi aynivisal
Ücretsiz Online Ziyaretçi Sayacı
|